Severyane
B. Nikitskaya, 12s1
00:00'e kadar açık
Çalışma saatleri:
00:00'e kadar açık
Pazartesi09:00-00:00
Salı09:00-00:00
Çarşamba09:00-00:00
Perşembe09:00-00:00
Cuma09:00-00:00
Cumartesi09:00-00:00
Pazar09:00-00:00
«Severyane» Restoranı, Bolşaya Nikitskaya'da — İlya Tyutenkov'un, Georgi Troyan'ın imza menüsüne, Rus ürünlerine, salonun ortasında bir fırın ve ızgaraya sahip projesi.
Salonun ortasında canlı ateşli açık bir mutfak var: buradaki fırın ve ızgara bir dekor değil, menünün büyük kısmının etrafında şekillendiği çalışan bir araç. Koyu renk duvarlar, ortada kızıl bir masa, kapalı bir mekân hissi — baskı yapan değil, dış gürültüden korunmuş bir his. İç mekân süprematizme doğrudan bir alıntıyla değil, bir ruh haliyle gönderme yapıyor: sade formlar, sert renk, hiçbir fazlalık yok.
Rehber ekibimize göre burada sükûnet cezbediyor: telaşsız, göze batmayan servis ve lezzetli yemekle.
Ugolyok'un ve «Severyane»nin marka şefi Georgi Troyan, Moskova'da ateşle çalışmayı sadece bir pişirme tekniği değil, tam bir gastronomik dil hâline getiren ilk isimlerden biri oldu. Menü ağırlıklı olarak yerli ürünler üzerine kuruluyor: malzemelerin mevsimselliği ve kökeni burada günlük mutfağın bir parçası olmaya devam ediyor. Ayrı bir hikâye — restoranın imza işareti ve masa başında bir sohbet konusu hâline gelen, kendi fırınından ekşi mayalı ekmek.
On yılı aşkın çalışma süresince «Severyane», Michelin rehberine girmeyi, Moskova restoran sahnesi hakkındaki belgesel projelerin kahramanı olmayı ve yılda 70.000'den fazla misafir ağırlamayı başardı. Restoranın etrafında kendi kitlesi oluştu: sanatçılar, mimarlar, yönetmenler, müzisyenler ve tasarımcılar buraya sadece akşam yemeği için değil, Moskova'nın merkezi için nadir görülen bir toparlanmışlık ve sessizlik hissi için de geliyor. Gizli misafirlerimiz akşam yemeğine 10 üzerinden 7 verdi — lezzete, ateşe ve gereksiz gösterişten uzak, kendinden emin bir servis temposuna dayanan yemek için.
Bolşaya Nikitskaya'daki bu restoran, uzun süredir listelerdeki gürültülü bir adres olarak değil, kapının ardındaki bağımsız bir dünya olarak var oluyor. İçeride — fırın dumanı, ekmek kabuğu, kırmızı masa, loş ışık ve bağırmaya gerek kalmayan sohbetler var. Bu yüzden mekânın itibarı bir müze parçası gibi görünmüyor: her akşam sıradan şeylerle sınanıyor — tabak, servis temposu ve buraya gelinmesine sebep olan o sükûnetle.